Yine bir 22 Mart, yine bir kurak kış ve Su kaynakları Yönetim Planı öngörmeyen bir siyaset.
Meteorolojik veriler bağlamında Ocak 2025 ‘in tarihsel ölçümler itibarıyla en az yağışın alındığı bir ay; Olmayan bir kışın ardından yazı aratmayan bir Mart yaşıyoruz !. Meteoroloji uzmanları önümüzdeki günlerde yine soğuk günlerin geleceğinden bahsediyorlar. Ancak bu ekstrem durumlar yıllardır değişen trendlerde sürüp gidiyor.
Kıbrıs adası küresel iklim krizinin etkisi altındadır. Bu da ekstrem sıcaklık ve soğuma ile karşımıza çıkmakta, yağışlarda azalmaya yol açmaktadır. Güzelyurt deresinin ve derivasyon kanalının ne zaman aktığını unuttuk. Kıbrıs’ın su kaynakları Adamız üzerine düşen yağışla besleniyor. Geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs’ın su otoriteleri yazın kentlere verilen suda kesintilere ve tarıma tahsis edilen suda % 50 oranında azaltmaya gideceklerinden bahsetmektedirler. Bizim böyle bir planımız var mı?
Ancak yeraltı suyu kaynakları her geçen mevsim kurur ve tuzlanırken yeraltı sularından sorumlu Bakanlığın yerbilimcilerin görüşleri hilafına veya by pass ederek yeni kuyu kazma izinleri verdiğini duymaktayız. Bu tarz idari tasarruflardan vazgeçilmelidir.
Ülkemizin su kaynakları su arzı güvenliği açısından sorunludur. KKTC’ne Türkiye’den su nakli bu amaçla gerçekleşmiştir. Ta 1940’larda Ada’nın su kaynaklarının küçük olduğundan söz eden uzman raporları mevcuttur.
Türkiye’den nakledilen suyun yerleşim ve tarım alanlarına naklinde eksik kalan su temini projeleri tamamlanmalıdır. Aksi takdirde yerel kaynaklar üzerindeki stres olumsuz yönde sürecektir.
Öncelikli hedef su kaynakları yönetim planlamasının hazırlanması olmalıdır. Ülkemizde suyun % 70’i sulamada tüketilmektedir. Bu çerçevede “sulu tarım su kaynakları” ilişkisi masaya yatırılmalıdır. Su fakiri bir ülkeyiz. Narenciye gibi su tüketen ürünleri üretip yurtdışına ihraç edecek lükse sahip değiliz. Tarım sektörü sübvansiyon ile ayakta duran bir sektördür. Bunun farkındayız. Gelinen ve içinde bulunulan koşullarda tarımsal üretimde hedef önceliği ülke ihtiyaçları olmalı, üretimin fazlası yurtdışına ihraç edilmelidir. Günümüzde ise durum bunun tam tersidir.
Kuraklaşan iklim koşullarına karşılık Kuraklığa Karşı Eylem Planı’nın hazırlanmasını istiyoruz. İki toplumlu teknik komite kurulmasını öneriyoruz. Su sorunu Kıbrıs’ın ortak sorunudur.
Sonuç Olarak:
Siyaset elini bilimin üzerinden çekmeli bu konuda özveriyle çalışan yerbilimcilerin görüşlerine kulak verilmelidir.
Ayrıca kontrolsüz nüfus akışı önlenmelidir. Türkiye’den gelen su nüfusun ihtiyacına yetmeyecektir.


