KTMMOB Peyzaj Mimarları Odası 18 Nisan Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü basın açıklaması:
Bilindiği üzere UNESCO’ya bağlı Uluslararası Anıtlar ve Siteler Konseyi (ICOMOS) tarafından 1982 yılında itibaren 18 Nisan Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü, diğer adıyla Dünya Kültür Mirası Günü olarak kutlanmaktadır. Bugünün kutlanmasındaki temel amaç, kültür varlıklarının korunması konusunda farkındalık yaratmak ve toplum bilincinin oluşturulması/artırılmasına katkı koymaktır.
Kültürel miras, bir toplumun tarih boyunca oluşturduğu maddi (anıtsal yapılar, tarihi kent dokuları, arkeolojik alanlar vb.) ve manevi (dil, gelenek, müzik, inanç sistemleri vb.) değerlerin bütünüdür. Bu miras, toplumların aidiyet hissini besler, kimliğini güçlendirir ve geçmişle gelecek arasında köprü kurar. Aynı zamanda turizm, eğitim ve ekonomi gibi alanlarda da önemli bir rol oynar. Ancak artan kentleşme, iklim değişikliği, savaşlar, doğal afetler gibi tehditler, kültürel mirası her geçen gün daha fazla riske atmaktadır. Bu yüzden kültürel mirasın korunmasında sürdürülebilir bir yaklaşımın benimsenmesi hayati önemdedir.
Günümüz dünyasında kültürel mirasın korunması, yalnızca geçmişi muhafaza etmek değil, aynı zamanda gelecek kuşaklara yaşanabilir ve kimlik sahibi bir çevre bırakmak anlamına da gelmektedir. Bu noktada, sürdürülebilirlik kavramı kültürel miras yönetiminin merkezine yerleşmektedir.
Birleşmiş Milletler, 2015 yılında kabul ettiği Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi (2030 Gündemi) ile 17 temel hedef ortaya koymuştur. Bu hedefler, yoksulluğun ortadan kaldırılmasından toplumsal eşitliğe, iklim krizinden nitelikli eğitime kadar çok geniş bir çerçeveyi kapsar. Kültürel mirasın korunması ve yaşatılması da bu hedeflerin önemli bir parçası olarak görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, bir ülkede uluslararası anıtlar ve Sitelerin yani kültürel miras değerlerinin varlığı, bazı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH’ler) ile doğrudan ilişkilidir.
*Hedef 11: Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
*Alt Hedef 11.4: “Dünya kültürel ve doğal mirasını koruma çabalarını güçlendirmek.”
Bu hedef, özellikle anıtlar, tarihi kent dokuları, arkeolojik alanlar gibi kültürel miras unsurlarının korunmasını doğrudan kapsar. Tarihi alanların yaşatılması, sadece fiziksel yapıların değil, o bölgede yaşayan toplumların kimliklerinin, hafızalarının ve sosyal yapılarının da sürdürülebilirliğini sağlar.
Hedef 4: Nitelikli Eğitim
*Alt Hedef 4.7: “Sürdürülebilir kalkınma için gerekli bilgi ve becerileri tüm öğrencilerin edinmesini sağlamak.”
Kültürel miras eğitimi, bireylerin tarih bilinci kazanmasını ve yerel-küresel kültürel çeşitliliğe saygı göstermesini sağlar. 18 Nisan gibi günler bu eğitimsel farkındalığın artırılmasına katkı sunar.
*Hedef 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
Kültürel miras alanları, özellikle kültür turizmi aracılığıyla yerel ekonomilerin kalkınmasına destek olur. Sürdürülebilir turizm politikalarıyla yönetilen Sit alanları, hem kültürel değerleri korur hem de uzun vadeli ekonomik fayda üretir.
*Hedef 17: Amaçlar için Ortaklıklar
Uluslararası Anıtlar ve Siteler Günü, devletler, yerel yönetimler, akademi, STK’lar ve toplumlar arasında çok paydaşlı iş birliklerini teşvik eder. Kültürel mirasın korunması, çok paydaşlı ve kapsayıcı bir süreci gerektirir.
Ayrıca kültürel miras, yalnızca geçmişin bir yansıması değil; aynı zamanda bugünün sosyal yapısının bir bileşeni ve geleceğin yapı taşıdır. Bu nedenle korunması, ancak sürdürülebilirlik ilkeleriyle mümkündür. 18 Nisan Uluslararası Anıtlar ve Siteler Günü, bu bilinçlenmenin yayılması ve uygulamaya dönüşmesi için önemli bir kilometre taşıdır. Her birey, kurum ve devlet, kültürel mirası koruma sorumluluğunu taşımalı; bu değerlere sahip çıkarken onları yaşatmanın ve gelecek nesillere aktarılabilir kılmanın yollarını aramalıdır. Diğer bir ifadeyle bu gün, yalnızca tarihî yapılara dikkat çekilen bir gün değildir. Aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın kültürel boyutuna dair toplumsal farkındalık oluşturulması adına önemli bir fırsattır. Anıtlar, sit alanları ve kültürel peyzajlar; yalnızca geçmişin değil, sürdürülebilir, dirençli ve kapsayıcı bir geleceğin de taşıyıcı unsurlarıdır.
Kültürel miras varlığının peyzaj mimarlığı disiplini ile de doğrudan bağı vardır. Bu gün vasıtasıyla, doğa ve kültür arasındaki bağın vurgulanması, bu bağı oluşturmada en önemli meslek gruplarından biri olan peyzaj mimarlığının da ehemmiyetinin farkına varılması artık kaçınılmazdır. Peyzaj mimarlarının amacı koruma bilincinin yaygınlaştırılması, kamusal mekânların tarihsel kimliğinin vurgulaması ve sürdürülebilir koruma yaklaşımlarının önemini peyzaj planlama ve peyzaj tasarımı ile ortaya koymaktır.
KTMMOB PMO (adına)
Peyzaj Mimarı
Doç. Dr. Buket Asilsoy


