Kıbrıs’ın kuzeyinde kamusal alanların, kıyıların, doğal yaşam bölgelerinin ve orman arazilerinin nasıl korunacağı meselesi; herhangi bir siyasi dönemin değil, toplumsal geleceğimizin meselesidir. Daha önceki açıklamalarda da ifade ettiğimiz üzere, Karpaz bölgesinde yer alan orman arazilerinin geleceği; yalnızca bir arazi tahsisi veya kiralama konusu olarak değerlendirilemez. Bu mesele; çevresel sürdürülebilirlikten bölgesel planlamaya, kamu yararından doğal yaşamın korunmasına kadar çok boyutlu şekilde ele alınması gereken toplumsal bir sorumluluktur.
Bu çerçevede Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı Çevre Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Orman Mühendisleri Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Şehir Plancıları Odası ve Yerbilim Mühendisleri Odası kamusal sorumluluk gereği Meclis Komitesi’nde görüşülen ve kamuoyunda “İTÜ’ne 3500 dönüm orman arazisi devri” yasa tasarısı ile ilgili kapsamlı teknik değerlendirmelerini, bilimsel görüşlerini ve mesleki uyarılarını (ekte ve aşağıda yer almaktadır) detaylı olarak paylaşmıştır. Ancak tüm bu teknik değerlendirmelere rağmen, Odalarımızın ve diğer örgütlerin ortaya koyduğu görüşler değerlendirilmeden, tartışılmadan ve ortak bir uzlaşı zemini aranmasına dahi ihtiyaç duyulmadan, noktasına dokunmadan yasa tasarısının olduğu gibi Meclis Genel Kurulu’na sevk edilmesi kabul edilebilir değildir.
Bu yaklaşımı yalnızca yanlış veya talimatla hareket etme değil, aynı zamanda büyük bir saygısızlık olarak değerlendiriyoruz. Bu saygısızlık; yıllardır kamu yararı adına mücadele veren, bu toplumun teknik aklını, bilimsel birikimini ve kurumsal hafızasını temsil eden her örgüte, bireye ve kamusal yapıya yapılmıştır.
Bu yaşananlar;
• Sadece bir yasa süreci değil, teknik aklın sistematik biçimde etkisizleştirilme girişimi ve devre dışı bırakılmasıdır.
• Toplumsal uzlaşı arayışının önemsizleştirilmesidir.
• “Ben yaptım oldu” anlayışının kurumsallaştırılması hayalidir.
• Devlet yapısının hiçleştirilmesidir.
Ve bilinmelidir ki mesele artık yalnızca bir yasa tasarısı değildir. Mesele; bu ülkede kamu yararının mı, yoksa günübirlik siyasi tercihlerin mi belirleyici olacağı meselesidir.
KTMMOB; kamu yararını, bilimi, planlamayı ve toplumsal sorumluluğu savunmaya devam edecektir. Ancak artık görülmelidir ki; bu mücadele yalnızca meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşları mücadelesi değildir. Bu mücadele, bu ülkenin geleceğine sahip çıkma mücadelesidir. Ortak aklı dışlayan, bilimsel değerlendirmeleri yok sayan ve toplumsal uzlaşı ihtiyacını önemsizleştiren anlayışın yarattığı siyasi sorumluluk ortadadır. Bu sorumluluğun gereğini yerine getirmek ise artık bu süreci yönetenlerin tarihsel ve vicdani yükümlülüğüdür.
Görkem Çelik
Genel Başkan
Ekler:
- Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) görüşü hk.
- Mimarlar Odası (MO) görüşü hk.
- Orman Mühendisleri Odası (OMO) görüşü hk.
- Peyzaj Mimarları Odası (PMO) görüşü hk.
- Şehir Plancıları Odası (ŞPO) görüşü hk.
- Yerbilim Mühendisleri Odası (YMO) görüşü hk.


KTMMOB’ye bağlı Çevre Mühendisleri Odası’nın (ÇMO) görüşü aşağıda paylaşılmıştır.
Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile 3500 dönümlük orman arazisi ve yine aynı bölgede yapılması öngörülen İstanbul Teknik Üniversitesi eğitim köyünün çevresel boyut ve etkileri hakkında Çevre Mühendisleri Odası olarak görüşümüzü belirtiriz.
KKTC Cumhuriyet meclisi şubat 2023’te Paris Anlaşması Yasa Önerisi’ni oybirliği ile kabul edip, sera gazı emisyonlarını azaltma ve iklim değşikliği ile mücadele hedeflerine bağlılığını taahhüt etmişti. Bu kapsamda bir karbon yutağı olan Yeni Erenköy’deki doğal orman alanı ve gün geçtikçe azalmakta olan ve çeşitli tehditlere maruz kalan tüm orman alanlarımızın varlığını korumak üzerine adımlar atmalı, politikalar geliştirmeli ve hukuki düzenlemeler yapmalıdır. Yakın çevresinde yapılması planlanan projeler alandaki ekosistemin kırılganlığını artırmakla birlikte restorasyonu daha zor ve maliyetli olabilecek tahribat risklerini de beraberinde getirmektedir.
Dünyada ekonomi odaklı verilmiş kararlar sebebiyle arazi kullanımları değiştirilmiş, ekosistemler ile biyoçeşitlilik telafisi olmayan zararlar görmüştür. Bunun neticesinde ekosistem kaynaklı; gıda, tatlısu, odun gibi tedarik hizmetleri, iklim düzenlemesi, erozyon kontrolü, hava kalitesinin düzenlenmesi, tozlaşma gibi düzenleyici hizmetlerden ve aynı zamanda kültürel hizmetlerden, sağladığımız faydalar olumsuz şekilde etkilenmiştir.
Ekosistemlerin öneminin anlaşılmasıyla beraber, çevresel etki değerlendirme ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarında uzun vadeli etkilerde ekosistem hizmetlerinin de dahil edilmesi gereklidir. Çevre üzerinde olumsuz etkiler yaratması muhtemel olan ve alınacak tedbirlerle asgari düzeye indirilemeyecek olan faaliyetlerin hayata geçirilmemesi sürdürülebilirlik kapsamında önemlidir.
Yine projenin bütünlüğüne baktığımızda, bölgedeki mevcut altyapının ne şuanki yerleşik nüfusa ne de gelecek olan öğrenci nüfusuna çevresel emisyon sınır değerlerine uygun bir şekilde hizmet sağlayabileceği görülmektedir. Bölge halkı yanında toplum genelinin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına zeval getiren yetersiz altyapılar giderilip, güçlendirilerek bölgenin sürdürülebilirlik ilkesine bağlı kalınarak kalkındırılması en doğru adım olacaktır. Bu bağlamda özellikle katı atık ve atık su emisyonlarının standartlara uygun, mümkün olan en iyi teknolojiler kullanılarak arıtılıp bertaraf edilmesi için gerekli mali kaynaklar bölgeye ivedi bir şekilde ayrılmalı ve ülkesel planlara entegre bir şekilde altyapı geliştirmelerine başlanmalıdır.
Belirtilen riskler göz önüne alındığında, farklı sebepler doğrultusunda korunması gereken örneğin orman arazisi, tarım arazileri, kültürel miras gibi alanlar dışında, projenin gerçekleştirilmesi için alternatif yerlerin incelenmesini öneririz.
Çevre Mühendisleri Odası

KTMMOB’ye bağlı Mimarlar Odası’nın (MO) görüşü aşağıda paylaşılmıştır.
KTMMOB Mimarlar Odası temsilcimizin ‘İstanbul Teknik Üniversitesi Kurumuna 3500 Dönüm Arazi Devri’ ile ilgili KKTC Cumhuriyet Meclisi Komitesinde vermiş olduğu teknik görüş ekteki gibidir:
- Öncelikle, söz konusu alanlarla ilgili büyük orantısızlık söz konusu olduğunu söylemek mümkündür.
Üniversite yerleşkeleri için kişi başına düşen rekreasyon (yeşil + açık sosyal alan) miktarı tek bir zorunlu yasal rakamla tanımlanmaz; ancak planlama, mimarlık ve peyzaj literatüründe kabul gören standartlar şöyledir:
- Asgari kabul edilebilir seviye: “10–15 m² / kişi”
- İyi / önerilen seviye: “20–25 m² / kişi”
- Üniversite yerleşkeleri için literatürde en sık önerilen aralık şöyledir. Öğrenci yoğunluğu yüksek yerleşkelerde dengeli kabul edilir.
- Nitelikli – ekolojik yerleşkelerin hedefi: “30–40 m² / kişi”
- Geniş açık alanlar, spor alanları, gölgelik rekreasyon alanları ve biyolojik çeşitlilik hedefleyen yerleşkeler için önerilir.
- İTÜ’ye Erenköy’de verilen alan toplam 4042 dönüm = 5,407,357.9 m²
- Orman arazisi dışında kalan alan dikkate alındığında: Yaklaşık 600 dönüm. Yani, 800,000 m²: “133 m² / kişi” (Bu bile İstanbul’daki alanın 2 katından fazla)
- Orman Arazisi de dahil olursa: “901 m² / kişi” (en iyi dünya standardının 22 katı)
- İnşaat hakları küçümsenecek boyutlarda değildir.
- Orman alanının içine “özel bir hak” olarak %3 inşaat hakkı verilmek isteniyor:
- 3444 dönüm = 4, 607,357.9 m²
- İnşaat hakkı = 138.220,7 m² (Bu miktar orana vurulduğunda yaklaşık Bafra’daki tüm yapılaşma tekabül etmektedir)
- Süreçte “Emirname” kurallarına bağlı gelişmelerden söz edilmektedir.” Bu da inşaat hakları her an artabilecek riskli bir durum ortaya koymaktadır.
- İTÜ’nün projelerinde orman arazilerinin içinde de binalar olduğu bilgisi gündemimize gelmiştir
(Bu bilgi projeler üzerinde incelenerek bunun olup olmadığı teyit edilebilir)
- İTÜ yetkilileri ormanlık alanı sadece rekreasyon amaçlı kullanacaklarını söylemektedir. Fakat, sadece yapılaşma değil, farklı kategorideki faaliyetler de doğaya zarar verme potansiyeli taşımaktadır.
- Bu uygulamanın Orman Arazilerinin küçük bir tadilat ile başka maksatlar için kullanımının önünün açılacak olması büyük bir risktir.
Saygılarımızla bilginize sunarız,
KTMMOB Mimarlar Odası
Yönetim Kurulu (adına)
Onur Olguner Başkan


KTMMOB’ye bağlı Orman Mühendisleri Odası’nın (OMO) görüşü aşağıda paylaşılmıştır.
Peristeria Forest/ Güvercinler Ormanı’nın Geçmişteki ve Güncel Durumu, Öneri Üniversite Yerleşkesinin Orman Alanına Olası Etkileri
Peristeria Forest/Güvercinler Ormanı’nın Geçmiş ve Günümüzdeki Durumu
Yatırıma açılması düşünülen orman alanı; İngiliz dönemi ve Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde Persteria Forest veya günümüzde Güvercinler Ormanı olarak da adlandırılan kayden orman sahası sınırları (İngiliz Dönemi ve Kıbrıs Cumhuriyeti döneminden beri orman olarak kayıtlı) içerisinde bulunmakta olup yaklaşık 3,447 dönüm büyüklüğündedir. Bu alan ülkemizde devlete ait orman alanlarının yaklaşık %0,7 si büyüklüğünde bir orman alanını temsil etmektedir.
Bahse konu orman alanı özellikle 1950-1974 arasında yer alan sömürge yönetimi ve toplumlararası çatışmaların yaşandığı dönemde, bölgenin merkezden uzak olmasının yarattığı otorite boşluğunun da etkisiyle ciddi oranda tarımsal arazi kazanma amaçlı “orman açmacılığı”na uğramış bir orman alanı durumdaydı. 1974 sonrası KTFD ile başlayan ve KKTC ile devam eden dönemde ise gelişen Orman Dairesi teşkilatlanmasının orman arazilerini denetim ve korumaya alması neticesinde tahrip edilmiş durumda olan ormanın önemli bir kısmı, sahada bulunan mevcut Ardıç, Çam ve maki türlerinden gelen tohumlar vasıtasıyla zamanla kendiliğinden doğal yollarla ağaçlanmıştır. Doğal yollarla bitki örtüsünün gelemediği kısımlarda ise 2007 yılında Orman Dairesi tarafından kamu kaynağı kullanılarak uygulanan ağaçlandırma programı neticesinde 174,000 adet civarında fidan dikilerek suni ağaçlandırma teknikleriyle ağaçlandırılmıştır.
Bugün gelinen aktüel durumda; sahanın büyük bölümü Karpaz bölgesine özgü doğal türler olan Ardıç, Kızılçam, Servi ve Şinya ile diğer yapraklı maki türleriyle, geriye kalan kısmı ise Orman Dairesinde çalışan Orman Mühendisi meslektaşlarımız tarafından suni ağaçlandırma yoluyla getirilen Kızılçam, Servi, Halepçamı, Fıstıkçamı ve Kıbrıs Akasyası türlerinden oluşan karışık meşcere tipilerinde orman örtüsüyle kaplıdır. Sahada çok zengin bir ağaç-ağaçcık-çalı türü karışımı ile alt flora çeşitliliği mevcut olup bir çok endemik flora türünün varlığı da gözlemlenmiştir.
Odamız tarafından yapılan inceleme gezisinde Güvercinler Ormanı’nın çeşitli canlı (ağaç, ağaççık, çalı ve diğer alt flora) ve cansız (taşlık, kayalık, kumluk alanlar, vadiler, dere tabanında pınarların oluşturduğu küçük sulak alanlar v.b.) habitatları içeren çok katmanlı bir ekosistem yapısına sahip olduğu ve buna bağlı olarak alanda zengin bir flora-fauna çeşitliliği bulunduğu; bölgede bulunan flora yapısının bölgeye özgü zor şartlara (kuraklık, çoğunlukla sığ topraklı jeolojik yapı, çift taraflı rüzgar etkisi, deniz tuzu etkisi v.b.) çok iyi adapte olduğu; orman ekosistemi birimlerinin hassas bir denge durumunda bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu nedenle alana yapılacak inşaat içerikli her türlü gelişme, yol ve altyapı tesisi sadece orman kaybına neden olmayacak ayni zamanda orman alanında bulunan diğer flora ve fauna habitatlarını da parçalayarak rahatsız edecek, bölgenin hassas ekosisteme zarar verecektir.
Ayrıca ormanların tüm halkın belirli kurallar çerçevesinde birlikte kullandığı/faydalandığı bir toplum malı olma niteliğinin göz önünde bulundurulması halinde esasen ormanların “orman niteliğini” değiştiren, bozan ve tahrip eden, yol ağları ile bölüp parçalayan, etrafını telleyip kapatarak sadece belirli bir zümrenin kullanımına/faydalanmasına ayıran ve onları ticari yatırımlık alelade bir taşınmaz mal niteliğinde gören bu düzenlemenin çok büyük bir hata olduğu, 19/2003 sayılı Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı Yasasına yatırıma açılmak amacıyla yeni orman alanlarının eklenmemesi gerektiği değerlendirilmektedir.
Ahmet İYİGÜN
Orman Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu (a)


KTMMOB’ye bağlı Şehir Plancıları Odası’nın (ŞPO) görüşü aşağıda paylaşılmıştır.
Mekansal planlamanın disiplinler arası bir dal olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Planlama sürecinde bir çok farklı bilim dallarından gelecek görüşlere göre hareket edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Karpaz yarımadasına yatırım önceliği yanında bölgenin doğal, ekolojik, tarihi ve kültürel değerlerini öne çıkaracak mekansal planlamanın yapılması gerekmektedir. İTÜ için seçilen alan herhangi bir yer seçim analizi yapılmadan ve sürdürülebilir kentsel gelişim ilkeleri ve politikaları gözetmeden bir anda alınan kararlar kapsamında verilmiştir. Bu karar Ülkesel Fizik Plan ve bağlantılı olan alt planlardaki ilkelere aykırı bir durumu ortaya koymaktadır. İmar planı hazırlanma sürecinde olan bölgemizde tüm kriterleri değerlendirerek eğitim amaçlı kampüslerin belirlenmesi yapılmalıdır.
Saygılarımızla
Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu

KTMMOB’ye bağlı Yerbilim Mühendisleri Odası’nın (YMO) görüşü aşağıda paylaşılmıştır.
KTMMOB Yerbilim Mühendisleri Odası adına Jeoloji Yüksek Mühendisi Mehmet Necdet, ilgili yasa tasarısının görüşüldüğü Cumhuriyet Meclisi Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi toplantısına katılarak Odamızın görüşlerini Komite ile paylaşmıştır.
Kıbrıs üç kıtanın kesiştiği bir alanda yer alır ve hemen her tarafında jeolojik miras olarak tanımlanabilecek unsurlar barındırır. Karpaz Yarımadası’nda da bu tür unsurlar bulunmaktadır. İTÜ’ye tahsis edilen alanda da bu tür unsurlar vardır.
Örneğin bir mağaranın varlığından söz edilmiştir. Dolayısıyla bu alanların envanteri yapılmadan böylesi bir tahsise gidilmesi doğru değildir. Ayrıca sit alanı gibi kültürel mirasa ait unsurların envanteri de yapılmamıştır. (Her ne kadar bizim alanımız olmasa da Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nden de çağrılan olmamıştır.)
Jeolojik miras; tahrip olması halinde yeniden oluşması mümkün olmayan, bilimsel, yerel ve estetik açıdan önem ifade eden çevresel değerler içerisinde yer alan jeolojik unsurlardır. Örneğin; Trodos Jeoparkı. Jeolojik, madencilik, çevre ve kültürel, buna yerel gastronomik değerler de dahildir. Karpaz da böylesi bir kapasiteye haizdir.
KTMMOB Yerbilim Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

