Dünya Gıda Günü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş tarihi olan 1945’i anmak için her yıl 16 Ekim’de dünya çapında farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen uluslararası bir gündür. Bu gün her yıl 16 Ekim’de kutlanmakta ve açlık konusunda farkındalık yaratmayı ve gıdanın, insanların ve gezegenin geleceği için eyleme geçmeyi teşvik etmektedir.
Dünya Gıda Günü, 1981’den bu yana, eylem için ihtiyaç duyulan alanları vurgulamak ve ortak bir odak noktası sağlamak amacıyla her yıl farklı bir tema benimsemektedir. 2024 yılı teması, “Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkı” üzerinedir. Tema, gıdanın yaşam için ne kadar elzem olduğunu ve yaşamın temeli olan gıdamızın kritik rolünü vurgulamayı hedeflemektedir. Aynı zamanda hızlı nüfus artışı, ekonomik gelişme, kentleşme ve iklim değişikliğinin gıda mevcudiyetini tehdit etmesi nedeniyle gıda güvencesini akıllıca yönetmenin önemi konusunda küresel farkındalığı artırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla ülkemizde üretilen tarımsal ürünlerde, yerel üretimin korunması amaçlanarak tüketiciye uygun fiyatlı gıdaların sunulabileceği sabit bir tarım politikası oluşturulması şarttır.
Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü’nün (IFPRI) araştırması, dünyada kişi başı gıda tüketiminin iklim krizi etkisiyle % 4.6 oranında gerileyebileceğini belirtmektedir. Yani daha az gıda arzıyla daha çok insanı doyurmak zorunda kalacağımız günler yakındır. Dolayısıyla, tarımsal üretime artan talebe karşılık, gittikçe azalan su kaynakları gıda güvencesinin sağlanabilmesine karşı büyük bir risk faktörü oluşturmaktadır. Dünya genelinde toplam arazinin %37’si tarım için kullanılırken, gezegenimizde yer alan toprağın %33’ü çölleşme sonucu yok olmuş durumdadır. Toprak varlığındaki kayıplar, gıda üretiminin sürdürülebilir yöntemlerle gerçekleştirilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Öyleyse, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde soframızdaki gıdaların besleyici içeriği ve zengin çeşitliliğini kutlarken, bir yandan da gıda güvencesi üzerinde kuvvetlenen iklim ve biyoçeşitlilik krizi kaynaklı etkiler ve bu etkilerle mücadele için çözüm yolları üzerine düşünmemiz gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ziraat Mühendisleri Odası olarak beklentimiz ise güzelim ülkemizin beton yığınına dönmeden, en büyük doğal kaynağımız olan tarım arazilerimizin, tarımdaki politikasızlığa kurban gitmeden, tarım topraklarının korunabileceği bir yasal düzenlemenin en kısa zamanda ortaya konulmasıdır.
Erkut ULUÇAM
Başkan

