Birleşmiş Miletler Genel Kurulu, Aralık 2013’teki 68. olağan toplantısında, 5 Aralık tarihini ‘Dünya Toprak Günü’ olarak kabul ederek, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından toprağın önemine dikkat çekmek amacıyla her yıl 5 Aralık ‘Dünya Toprak Günü’ olarak kutlanmaktadır.
Dünya Toprak Günü, sağlıklı toprağın önemine dikkat çekmek ve toprak kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini savunmak amacıyla her yıl 5 Aralık’ta kutlanmaktadır.
Bu yılki tema konusu ise “Topraklara Bakım: Ölç, İzle, Yönet” olup, gıda güvenliği için sürdürülebilir toprak yönetimi konusunda bilinçli karar almayı desteklemek ve toprak özelliklerini anlamak için doğru toprak verilerinin ve bilgilerinin önemini vurgulamaktadır. Minimum toprak işleme, ürün rotasyonu (münavebe), organik madde ilavesi ve örtü bitkisi ekimi gibi sürdürülebilir toprak yönetimi uygulamaları, toprak sağlığını iyileştirir, erozyonu ve kirliliği azaltır ve suyun yeraltına sızmasını ve depolanmasını artırır. Bu uygulamalar aynı zamanda toprağın biyolojik çeşitliliğini korur, verimliliği artırır ve karbon tutumuna katkıda bulunarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynamaktadır.
Her ne kadar uluslararası kuruluşlar toprağın önemine dikkat çekmek için her yıl farklı tema konuları ile ülkelere çağrı yapsalar da bu yılkı tema konusu özellikle toprak sağlığını iyileştirmenin önemine dikkat çekmektedir. Ülkemiz gerçeğine bakacak olur isek, tam da Dünya Toprak Günü’nde ülkemize patates ithali yapılmıştır. Patateslerin ithal edildiği bölgelerde Türkiye Tarım Bakanlığı çeşitli patates hastalıklarına karşı karantina tedbirleri uygulamaktadır. Bu hastalıklar ülkemizde yoktur ve ülke topraklarına bu hastalıkların bulaşması halinde (özellikle patates siğili) patates üretiminde ekonomik kayıplara yol açabilecek sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Patates siğili hastalığı, patates bitkisinin verimini düşürerek ciddi ekonomik kayıplara neden olabilmektedir. Toprakta uzun süre (30 yıl kadar) canlı kalabilen mantarlar, 50 cm kadar derinlikte varlık gösterebilir. Bu durum patates üretilen topraklarımızı tehdit eder vaziyettedir.
Toprak koruma yasamızın olmaması sonucunda ekilebilir tarım arazilerinin her geçen gün azalması endişe verici boyuttadır. Mevcut tarımsal arazi varlığımız en son 2010 yılında güncellenmiş ve 2010 yılından sonra gerek personel gerekse arazi etüt çalışmaları için yeterli maddi kaynağın ayrılmaması nedeni ile 2010 yılından sonra günümüze kadar bu konuda yetkili makamlar tarafından herhangi bir çalışma yapılmamıştır. 2000-2010 yılları arasında toplamda 75.000 dönüm arazi tarım dışı kalmış (inşaat, yol v.s.) ve bu tarım dışı kalan arazilerin büyük bölümü (45.000 dönüm) birinci ve ikinci sınıf tarım arazileridir.
Bu nedenle yıllar içerisinde üretim ve ithalat rakamlarını yanyana koyduğumuzda tarım arazilerinin azalmasına paralel olarak üretimin azaldığını ve ithalatın arttığını göz ardı etmeye devam edersek ilerleyen süreçte tüm tarımsal ürünleri ithal eder ve de daha pahalıya tüketir bir konuma geleceğiz. Bu nedenle en büyük doğal kaynağımız olan toprağımızı ve buna bağlı olarak yerel tarımsal üretimimizi korumak için yetkilileri göreve davet ediyoruz.
Erkut ULUÇAM
Başkan

