İki Toplumlu İklim Değişikliği ve Kıbrıs Paneli – Sonuç Bildirgesi
Dünya Çevre Günü 2026 kapsamında, bu yılın teması olan “İklim Değişikliği ve Çevre” üzerine odaklanan iki toplumlu bir panel etkinliği 8 Haziran 2026 tarihinde KTMMOB Konferans salonunda gerçekleşmiştir.
Etkinlik, KTMMOB (UCCTEA) ve ETEKiş birliğiyle organize edilmiş olup, Kıbrıs’ın her iki toplumundan uzmanları bir araya getirerek iklim değişikliğine bağlı çevresel sorunlar ve sürdürülebilir çözümler konusunda bilgi, deneyim ve görüş alışverişinde bulunmalarını sağlamıştır.
Sonuç bildirgesi, Kıbrıs’ın karşı karşıya olduğu iklim krizini çok disiplinli bir perspektifle ele alan panelin temel çıktılarını sentezlemeyi hedeflemiştir. Farklı disiplinlerden uzmanların “tek ada, tek çevre, ortak sorumluluk” ilkesi etrafında bir araya gelmesi, krizin sadece teknik bir konu değil, sistemik bir varoluşsal tehdit olduğunu teyit etmiştir. Stratejik vizyon, soyut küresel hedefleri yerel mühendislik çözümleriyle birleştirmeyi ve Kıbrıs’ın gelecekteki iklim direncini bilimsel veriye dayalı, adil ve bütünleşik politikalarla inşa etmeyi amaçlamıştır. Bu bütüncül bakış açısı, kentsel altyapıdaki somut ve yenilikçi dönüşümlerle hayata geçirilmelidir.
- İklim Değişikliği sadece küresel bir sorun değil ayni zamanda yerel de bir sorundur.
Kıbrıs özelinde iklim değişikliğiyle mücadele, kentsel dirençlilik ve enerji politikaları üzerine yapılan kapsamlı analizleri sentezlemektedir. Temel bulgular, iklim eyleminin odağının ulusal yönetişimden yerel/kent ölçeğine kaydığını ve teknolojik çözümlerden ziyade “iş birliği ve katılımın” başarı için kritik olduğu belirtilmiştir. Lefkoşa için yapılan 2050 projeksiyonları, ısıya bağlı ölüm oranlarında ve termal stres seviyelerinde dramatik artışlar öngörürken; ağaçlandırma gibi doğa temelli çözümlerin mikroiklim üzerindeki iyileştirici gücü vurgulanmıştır. Lefkoşa bölgesi için yapılan ileri düzey simülasyonlar gösterilmiş, 2050 yılına dair ciddi riskler olduğu belirtilmiştir. 2010 yılı ile 2050 yılı karşılaştırıldığında, özellikle gün ortasında “Aşırı Isı Stresi” (Extreme Heat Stress) seviyelerinin kentsel alanlarda çok daha yaygın hale geleceği öngörüldüğü anlatılmıştır. Ledra Caddesi için yapılan modellemelerde ağaçlandırmanın mikroiklimdeki ve kirletici yayılımındaki önemli etkisi anlatılmıştır.
- Kentsel Dayanıklılık ve Yenilikçi Su Yönetimi Stratejileri
Kentsel tasarımda su yönetimi, iklim değişikliği adaptasyonunun en kritik cephesidir. Geleneksel mühendislikte uygulanan “suyu hızla uzaklaştırma” stratejisi, yerini doğal su döngüsünü taklit eden ve suyu kaynağında yöneten “Sünger Şehir” yaklaşımlarına bırakmalıdır. Geçirimli yüzeyler ve biyo-tutma havzaları, mühendisliğin sınırlarını aşan biyolojik ve kentsel bir gerekliliktir. Bu stratejinin en somut ve maliyet etkin uygulaması olarak, Yeni Zelanda’daki Moru bölgesinde yaklaşık 10 yıl önce gerçekleştirilen çalışmanın Kıbrıs’a uyarlaması örneği verilmiştir. Bu model, yeni atık su ağlarının kurulmasıyla atıl duruma düşen mevcut fosseptik tanklarının yağmur suyu depolama birimlerine dönüştürülmesini öngörmüştür. Yapılan modellemeler, bu dönüşümün sistem kapasitesi üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koymuştur.
Tarihsel yağış verilerine dayalı 5 veya 10 yıllık senaryolar artık geçersizdir. İklim adaptasyonu, geçmişi taklit etmek değil, geleceğin ekstrem olaylarını öngörmektir. Bu fiziksel dönüşüm, yer kürenin uzun vadeli jeolojik döngüleriyle uyumlu bir “esneklik” üzerine kurulmalıdır.
- Jeolojik Zaman Çizelgesi ve Adaptasyonun Önceliklendirilmesi
İklim değişikliğini sadece endüstriyel devrim sonrası bir karbon emisyonu meselesi olarak görmenin yanlış olduğu belirtilmiştir. Dünya; döngüler, tektonik hareketler ve volkanik faaliyetlerle milyonlarca yıldır dramatik değişimler yaşamaktadır. Mevcut siyasi hedeflerin (2030, 2050) kısıtlı zaman ölçekleri ile jeolojik zamanın (binlerce ve milyonlarca yıl) uyumsuzluğu, politika yapıcılar üzerinde “iklimi tam kontrol edebilme” yanılsaması yaratmaktadır. Jeolojik perspektif, hiçbir şeyin stabil olmadığını kanıtlar. Bu noktada “iklim kontrolü” iddiası, yerini toplumsal adaptasyon ve sistemik dirence bırakmalıdır. İnsan etkisinin hızı yadsınamaz olsa da, stratejik öncelik doğayla savaşmak değil, jeolojik gerçekliği tanıyarak ona uyum sağlamaktır.
- Sosyal Adalet ve Ekonomik Dönüşüm
İklim krizi toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren bir katalizördür. İklim adaleti literatüründe kullanılan örneklerden biri de Titanic örneğidir. Titanic faciası bu durumu net özetler: Herkes aynı okyanusta boğulma tehlikesiyle karşı karşıyadır ancak herkes aynı botta değildir. Birinci sınıf yolcuların %60’ı hayatta kalırken, üçüncü sınıfta bu oran %25’e düşmüştür.
Mücadelede “Eşitlik” (herkese aynı duyuruyu yapmak) veya “Hakkaniyet” (ihtiyacı olana yardım etmek) ilkeleri yeterince etkin değildir. İhtiyacımız olan “Adalet” olduğu belirtilmiştir. Bir diğer deyişle gemi daha yola çıkmadan her yolcu için sınıf farkı gözetmeksizin can kurtaran koltuğunu yasal olarak garanti altına alan sistemik değişimdir. Kate Raworth’un “Donut Ekonomisi” bu adaleti; sosyal taban ile gezegensel sınırlar arasında tanımlar. Su-Enerji-Gıda neksusu (bağlantısı) bu sistemin kalbidir. Örneğin, Hindistan’da yakıt ve kimyasal gübre krizine karşı geleneksel (atalık) tohumlara dönüş, dışa bağımlılığı azaltan bir direnç stratejisidir. Mühendislik çözümleri artık sadece “para kazanma” odaklı değil, transdisipliner ve etik bir adalet anlayışıyla tasarlanmalıdır.
- Enerji Dönüşümü, Yeşil Binalar ve İstihdam
Fosil yakıtsız gelecek hedefi, binaların Neredeyse Sıfır Enerjili Bina (NZEB) ve akıllı bina standartlarına dönüşümünü zorunlu kılmaktadır. Kıbrıs Enerji Ajansının ‘Enerji Akademisi’ kurarak çevre ve enerji alanında tüm yaş gruplarına eğitim verildiği ve çalıştaylar yapıldığı anlatılmıştır. Sunumlarda örnek olarak Kıbrıs Enerji Ajansı Binasında uygulanan yeşil çatı (Nature-based solution) örneği verilmiştir. Yeşil çatıların ne kadar etkili olduğu örneklerle anlatılmıştır.
- Yenilikçi Teşvik Modeli Örneği (Eko – Para)
Dünya nüfusunun 10.3 milyara ulaşacağı projeksiyonu, kaynak yönetimini bir hayatta kalma meselesine dönüştürmektedir. İnsan davranışlarını değiştirmenin yolu cezalandırma değil, ekonomik motivasyon ve olumlu teşviktir. 2005 Nagoya Expo örneğinden hareketle, “Echo Money” (Eko-Para) sisteminin Kıbrıs’ta hayata geçirilmesi önerilmiştir. Bu, vatandaşların ve adayı ziyaret eden yıllık yaklaşık 11 milyon turistin ekolojik davranışlarını (toplu taşıma kullanımı, otellerde havlu tasarrufu, plastik tüketmeme vb.) ödüllendiren dijital uygulama tabanlı teşvik sistemidir. Turizm sektörü, bu modelin küresel ölçekte ses getirecek pilot bölgesi olarak konumlandırılabileceği belirtilmiştir.
- Meteorolojik İzleme ve Bilimsel Projeksiyonlar
Atmosferik verilerin analizi, iklimle mücadelenin erken uyarı sistemi olduğu belirtilmiştir. Hava sıcaklığı ve nem arasındaki korelasyon hayati risk taşımaktadır. Örneğin; 39°C sıcaklık ve %95 nem oranı, hissedilen sıcaklığı (ısı indeksi) 93°C gibi ekstrem ve ölümcül bir seviyeye taşır. Kıbrıslı meteorologlar tarafından yerel parametrelerle geliştirilen bir indeksolduğunu ve bu indeksin üzerinde çalışıldığı anlatılmıştır.
- Sonuç ve İki Toplumlu İş Birliği ve Stratejik Eylem Çağrısı
Kıbrıs’ın iklim direnci, siyasi sınırların ve bürokratik engellerin ötesinde bir önem taşımaktadır. Çevre meseleleri siyaset üstü tutulmalı, ortak veri paylaşımı ve kriz yönetimi kurumsallaşmalıdır.
Gelecek bizimdir; sınır, renk, din ve siyaset tanımayan atmosferi korumak, adadaki tüm profesyonellerin ve bireylerin kaçınılamaz ortak yükümlülüğüdür.
KTMMOB 57. Dönem Yönetim Kurulu (a.)
Görkem Çelik
Genel Başkan



