Skip to main content

BASIN AÇIKLAMASI

Basin aciklamasiYapılmış ve yapılmaya devam eden bir iş için ihaleye çıkılmasını kabul etmeyeceğiz!

KTMMOB olarak Türkiye’den Kıbrıs’a su getirilmesi sürecinde her zaman yapıcı bir tutum sergiledik ve olumlu katkı yapmaya gayret ettik. Bununla birlikte Kıbrıslı Türklerin suyu işletemeyeceği ve yönetemeyeceği iddialarına kesin biçimde karşı durduk. Nitekim bu anlayışla suyun işletilmesi ve operasyonların yönetilmesi amacıyla KKTC Bakanlar Kurulunun Y(K-I)408-2015 sayılı kararıyla Türkiyeden gelecek suyun sevk ve idaresinde görevlendirilmek üzere belirlenen sayıda personeli, adil ve şeffaf sınav usulleri ile istihdam ederek, bu personelin DSİ ile işbirliği içerisinde eğitilmesi ve sistemin idamesi noktasında sorumluluk almaktan çekinmedik.

 

Gelinen aşamada DSİ ile işbirliği içerisinde operasyonlara katkı yapan teknik elemanlarımızın hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde bu işin üstesinden geldiği ortadadır. Bu bakımdan “Biz bu işi yapabiliriz” sözünün gereğini yerine getirebilmiş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Hal böyle iken; buradaki işlerin yapılması için Türkiye’de DSİ tarafından “KKTC Tarafı İçme Suyu Tesisleri İşletilmesi ve Personel Çalıştırılması İhalesi”ne çıkılmasına anlam vermekte zorlanıyoruz. Geçiş dönemindeki operasyonlar için açılan bu ihale “gizli / örtülü” özelleştirmeden başka bir şekilde tanımlanamaz. Kaldı ki; İhale tanımında belirtilen ve geçiş dönemi operasyonlarını kapsadığı ifade edilen pompa istasyonlarının ve arıtma tesisinin işletilmesi, periyodik bakım ve onarım operasyonlarının sürdürülmesi, su tüketim miktarlarının belirlenmesi gibi işler halihazırda tarafımızdan istihdam edilen ve DSİ ile işbirliği içerisinde eğitilen ve bu tesislerde çalışmakta olan personelimiz tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu bakımdan geçiş döneminde sürdürülmesi gereken bu operasyonlarla ilgili olarak yeni bir ihale yoluyla Kıbrıslı Türk mühendis ve teknik elamanların süreçten dışlanmasının hiçbir biçimde kabul edilemeyeceğinin bilinmesini isteriz. Yapılması gereken, hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde, mevcut kadronun Kıbrslı Türk teknik personelle güçlendirilerek devam ettirilmesi ve hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak biçimde operasyonların sürdürülmesidir. Bunun ötesinde Kıbrıslı Türk teknik elemanları ve mühendisleri yok sayan herhangi bir uygulamaya karşı sessiz kalmayacamızı, ve bu sonucu doğuracak eylemler içerisinde bulunacak siyasi partilerle de her türlü platformda mücadelemizi sürdüreceğimizi açıkça ilan ederiz. KTMMOB; her zaman özelleştirmenin karşısındadır. Fakat bu duruş kamunun bugünkü hizmet kalitesi ve anlayışındaki yapısını kabul ettiğimiz ve sistemi bu şekliyle sürdürülmesi anlamı taşımamaktadır. Tam tersine bu duruş, daha fazla vakit kaybedilmeden gerekli siyasi iradenin ortaya konulup zayıflatılan kamu kurumlarımızın (özellikle teknik dairelerin) gerekli yapılanmasına ivedi olarak başlanılması ve hizmet kalitesinin dünya standartlarına çıkartılması talebidir. Verimliliğe dayanan ve hizmet kalitesinin dentlendiği, belirlenen ve ölçülebilir hizmet kalitesinin düşmesi halinde, yöneticisinden çalışanına kadar topyekün kişilerin değiştirildiği ve hesap sorulan sistemleri ülkemizde yaratmaktır. Yapılacak olan her faaliyeti, bu faaliyetlerden kaynaklanacak ekonomik değerler ülkemizde kalacak şekilde şekillendirmeliyiz. Bu bağlamda geçiş dönemi ve sonrasındaki süreci yönetmek için gündeme getirilen ve üzerinde çalıştığımız “Su Kurumu” yasası değerlendirilmeli ve son hali yasallaştırılmalıdır. Ülkemizde böylesi önemli bir proje gündemdeyken, yasal olarak ülkemiz adına suyu yönetme ve denetleme görevi olan fakat yıllar içerisinde (politizim ve siyasetsizliğin sonucu olarak) teknik kadrosu zayıflatılan Su İşleri Dairesi’nin daha fazla vakit kaybetmeden güçlendirilmesi, etkinleştirilmesi ve hantal yapısından kurtarılması gerekmektedir. Bu yolla Su İşleri Dairesi’nin geçiş dönemi ve sonasındaki süreci yönetecek ve/veya operasyonları denetleyecek yapıya kavuşturulması önceliğimiz olmalıdır. Aksi takdirde zayıflatılan devlet yapısının sonuçlarından biri olan “bacasına filtre taktıramadığımız” özel işletmeler tecrübemizde olduğu gibi canlı hakkı olan suyun yönetimininde de ne etkinlik, ne yetki, ne de söz sahibi olamayız. Gelinen aşmada içinde bulunulan sürece sesiz kalarak “bizim elimizden hiçbir şey gelmez” algısını içşelleştirecek olanlar, bilmelidir ki bu duygu hali siyasal alanı da etkisi altına alacaktır. Bu bakımdan siyaset tam da bu noktada devreye girmelidir. Bunu değiştirmek en başta toplumumuz menfaatleri ve özelde siyaset kurumunun yeniden güven kazanması için acil gerekliliktir. Bu çerçevede iktidarda, muhalefette veya meclis dışında bulunan tüm siyasi partiler ile makamı ne olursa olsun en yukardan en aşağı doğru tüm yöneticiler, toplumu ayağa kaldıracak hamlelere ve topluma güven verecek adımlara yoğunlaşmalıdır. Suyun işletilmesi ve yönetilmesi konusunda yaşananlar, siyaset kurumlarımız için ciddi bir sınava dönüşmüş durumdadır. Bizim için asıl olan Kıbrıslı Türklerin bu topraklarda etkin bir özne olarak varlığını sürdürmesidir. Aksi, toplumumuzun süreçten yabancılaşmasını getirir ki buna KTMMOB olarak hiçbir biçimde müsaademiz yoktur. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

Ahmet Hüdaoğlu

KTMMOB Genel Başkanı

 

Bilgisayar Mühendisleri Odası

Çevre Mühendisleri Odası

Elektrik Mühendisleri Odası

Endüstri Mühendisleri Odası

Gıda Mühendisleri Odası

İç Mimarlar Odası

İnşaat Mühendisleri Odası

Kimya Mühendisleri Odası

Makina Mühendisleri Odası

Meteoroloji Mühendisleri Odası

Mimarlar Odası

Orman Mühendisleri Odası

Peyzaj Mimarları Odası

Şehir Plancıları Odası

Yerbilim Mühendisleri Odası

Ziraat Mühendisleri Odası